Üslup koruyan çeviri nedir?
"Çeviri iyi ama bir tuhaf" dediğimiz metinlerle çok karşılaşırız. Cümleler doğrudur, hata yoktur, yine de metin yazarına ait değilmiş gibi durur — sanki renksiz bir kopyası. Çoğu zaman eksik olan tek şey vardır: üslup. Üslubu koruyan çeviri, işte bu "bir tuhaflığı" ortadan kaldırmayı hedefler.
Üslup nedir?
Üslup, bir yazarın söyleyeceğini nasıl söylediğidir. Aynı olayı iki yazar çok farklı anlatır; farkı yaratan şey üsluptur. Somut olarak üslup şunların toplamıdır:
- Ritim ve cümle uzunluğu — kısa, kesik cümleler mi, uzun ve akışkan tümceler mi?
- Ton — mesafeli, alaycı, şefkatli, resmî, kırgın…
- Sözcük seçimi — gündelik mi, eski/ağdalı mı, teknik mi, sokak diline yakın mı?
- Tekrarlar ve sessizlikler — neyin ısrarla söylendiği, neyin kasten söylenmediği.
- Alt metin — cümlenin açıkça demediği ama ima ettiği şey.
Bunların hiçbiri "süs" değildir. Bir polisiyedeki gerilimi kuran şey kısa cümlelerdir; bir karakterin kibirini ele veren şey sözcük seçimidir. Üslubu atarsanız anlamın bir kısmını da atmış olursunuz.
Üslup makine çevirisinde neden kaybolur?
Klasik makine çevirisi cümleyi cümleye eşler ve en "olası", en nötr karşılığı seçer. Bu, bilgi metinlerinde bir erdemdir; edebiyatta bir kayıptır. Çünkü:
- Kasıtlı bir belirsizliği net bir cümleye çevirip ikircikliği yok eder.
- Yazarın devrik, alışılmadık kurgusunu "düzeltip" standart bir cümleye çevirir.
- Bir karakterin kaba ağzını kibar bir dile cilalar.
- Ritmi düzler: kısa cümleler uzar, tekrarlar "gereksiz" diye ayıklanır.
Tek tek bakıldığında her cümle doğrudur. Ama bütün, artık başka birinin sesidir.
Üslubu korumak pratikte ne demek?
Üslubu koruyan çeviri, çevirinin merkezine sözcüğü değil sesikoyar. Bunun için çevirmenin — insan ya da doğru kurgulanmış bir araç — önce metnin bütününü okuması, yazarın nasıl bir ton kurduğunu anlaması, sonra her cümleyi bu bütünün parçası olarak aktarması gerekir. Somut kararlar şöyle görünür:
Kısa cümleyi kısa bırakmak. Yazar tekrar ettiyse tekrarı korumak. Bir ironiyi "açıklamadan" ironi olarak taşımak. Argoyu argoyla, ağdayı ağdayla karşılamak. Ve emin olunmayan yerde metni zenginleştirip fazladan anlam eklememek.
Son madde önemlidir: iyi çeviri ne düşürür ne şişirir. Yazar üç sözcükle geçtiği yeri, çevirmen "daha edebî olsun" diye bir cümleye yaymaz. Sadakat, güzelleştirmekten önce gelir.
edipversa bunu nasıl yapar?
edipversa çeviriyi iki aşamalı bir iş olarak kurar: önce metni derin okur ve yazarın sesine dair bir harita çıkarır (anahtar terimler, ton, ritim, istiare zincirleri); sonra çeviriyi bu haritaya göre yapıp edebî bir gözle gözden geçirir. Nerede bir seçim yaptığını da çeviri notlarıylagösterir — böylece "neden böyle çevrilmiş?" sorusunun yanıtı görünür olur. Amaç, aynı metni değil, aynı sesi başka bir dilde yeniden kurmaktır.